ADF 2026'da 'Suriye'nin İstikrara Giden Yolu' başlıklı panel düzenlendi
Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya, Suriye'nin her zaman dış işlerinin en önemli noktalarından biri olduğunu, ülkedeki gelişmelerin Türkiye'yi doğrudan etkilediğini söyledi.
Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu'nun (TRT) "Global İletişim Ortağı" olarak yer aldığı, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 kapsamında "Suriye'nin İstikrara Giden Yolu" başlıklı panel düzenlendi.
Panelde konuşmacı olarak Dışişleri Bakan Yardımcısı Kulaklıkaya, Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Hind Kabavat, İngiltere'nin Orta Doğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı Hamis Falconer, Umran Araştırma Merkezi Müdürü Ammar Kahf yer aldı.
Bakan Yardımcısı Kulaklıkaya, Suriye'nin geleceği ve istikrarı ile ilgili Antalya Diplomasi Forumunda konuşmanın çok keyifli olduğunu söyledi.
Kulaklıkaya, "Suriye her zaman bizim dış işlerimizin en önemli noktalarından biri oldu ve tabi ki Suriye'deki gelişmeler son derece önemli bizim için. Çünkü bizleri doğrudan etkiliyor." dedi.
Sürdürülebilir bir istikrara ve güvenliğe odaklandıklarını belirten Kulaklıkaya, "Bir de tabi ki 911 kilometre boyunca komşu olduğumuz ülkelerin de güvenliğine odaklanıyoruz. Suriye de bu anlamda bizim için son derece önemli. Bir de tabii ki en önemli, en acil ihtiyaçlara bakmak gerekiyor. Çünkü burada ilerlemenin pekişmesi son derece önemli ve Aralık 2024 yılından bu yana bir pekiştirme sürecinden geçiyor." ifadelerini kullandı.
Suriye'de farklı fırsatların olduğunun altını çizen Kulaklıkaya, "Tabi ki bölgesel kalkınmalar yapılabilir. Coğrafi anlamda stratejik bir noktada olduğu için farklı fırsatlar mevcut. Her durumda Suriye'nin siyasi iradesi son derece önemli. Uluslararası katılım yine son derece önemli. Bütünsel bir bakış açısı olması gerekiyor. Hem güvenlik hem ekonomik iyileşme hem de siyasi ilerleme aynı şekilde ilerlemeli ve birbirini de desteklemeli." şeklinde konuştu.
Suriye istihbaratı ve güvenlik güçlerinin son derece sağlam faaliyetlerde bulunduğunu hatırlatan Kulaklıkaya, konuşmasına şöyle devam etti:
"Suriye için şu çok önemli; bölgedeki gelişmelere adapte olabilmek, kendi iç gündemini takip etmek, güçlendirmek ve bölgedeki istikrar ve güvenliği pekiştirmek son derece önemli olacak bizler için. Tabii ki farklı alanlardaki gayretler normalleşme sürecini belli prensiplere dayanarak gerçekleştirecek. Şimdi yeni Suriye dediğimizde paydaşlar gerçekçi olmalı ve sabır göstermeli. Çünkü burada farklı sınamalar var bunları da gözardı etmemeli bu paydaşlar. Güvenlik ile ilgili çok kritik konular var. Tabii ki farklı alanlarla ilgilenen bir konu güvenlik, biz de tabi ki bu anlamda birleşik bir yapıyı destekliyoruz. Bütün ülkenin tek merkezden kontrol edilmesini istiyoruz."
"Hangi etnik gruptan, dini gruptan, siyasi gruptan olursa olsun, bu herkesin Suriyesi diyeceğiz"
Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Hind Kabavat da Türkiye'nin insani yardım anlamında, müzakereler anlamında her zaman Suriye'ye çok büyük desteği olduğunu söyledi.
Kabavat, "Suriye'de biz başa geldiğimizde hiçbir şey yoktu. Sadece politika koymak değil, sistemli bir değişim yapabilmek ve yeniden inşa etmek de gerekiyor." dedi
Sadece politikalara dayanarak çalışılmayacağını belirten Kabavat, "Bir sistem oluşturmamız gerekiyor. Prosedürleri koymamız gerekiyor. Biz de bunu yapmaya çalıştık. Bir de istikrar dediğimizde şunu unutmamak gerekiyor. İstikrar demek kontrol noktaları, silah kontrolü demek değil. Suriyeli insanlara güven vermek demek istikrar. Biz bu hükümete güveniyoruz demelerini sağlamak." ifadelerini kullandı.
Kabavat, "İstihdam sağlayacağız, onlara daha iyi bir hayat vereceğiz, daha iyi bir sosyal bağlam sunacağız bu insanlara. O sayede insanlar evet ben bu ülkenin bir parçasıyım diyecek. Son aylarda o kadar çok çalıştık ki görevimizde. Açlığa karşı savaşıyoruz. Bu bizler için son derece önemli. İstihdam yaratmaya çalışıyoruz. Yine bu son derece önemli kırılgan gruplara yönelik hizmet vermeye çalışıyoruz." şeklinde konuştu.
Türkiye'den, Lübnan'dan, farklı ülkelerden evlerine dönen mülteciler olduğunu kaydeden Kabavat, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Onlara iyi koşullar sağlamaya çalışıyoruz. Çok farklı dosyalar var yani masamızda. Güven en önemli konu. Önceliğimiz sosyal birleşme. İyi bir sosyal sistem olmadan hiçbir yere gidemezsiniz. Bu da diyalogdan geçer. İnsanlar güvende hissedecek kendilerini. O ülkenin bir parçası olarak hissedecekler. Yani sosyal uyum bizler için son derece önemli. Burada hükümete güvensin istiyoruz insanlar. Bizler sizlerle ilgileneceğiz. Sizler bu ülkenin gerçek bir parçasısınız mesajı vermek istiyoruz. Burada artık daha stratejik bir şekilde düşüneceğiz ve geleceğin herkesi kapsayacak bir şekilde değiştirileceğini insanlara anlatacağız. Yani hangi etnik gruptan, dini gruptan, siyasi gruptan olursa olsun, bu herkesin Suriyesi diyeceğiz. Aynı alanda buluşuyoruz diyeceğiz. İşte bu şekilde bir istikrar sağlanmış olacak."
"Güvenlik sorunlarıyla ilgilenen kurumların güçlendirilmesini önemli"
İngiltere'nin Orta Doğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı Hamis Falconer de İngiltere'nin Suriye'ye uygulanan yaptırımları kaldırmak için erken davrandığını belirterek, yaptırımların "Esed rejiminin iğrenç eylemlerine" yanıt olarak uygulandığını ve asla yeni Suriye'yi boğmak amacıyla konulmadığını söyledi.
Falconer, İngiltere'nin Suriye'nin yeni liderliğiyle temaslarını genişlettiğini, Londra'da Suriyeli yetkililerle görüşmeler de dahil olmak üzere çeşitli görüşmeler gerçekleştirdiğini ifade etti.
"Suriye bakanlıklarının tüm kademelerinde de temaslar kurmaktan memnuniyet duyduk," diyen Falconer, Suriyeli yetkililerin uluslararası ortaklardan öğrenme konusunda ilgi gösterdiklerini kaydetti.
Falconer, Suriye'nin "karmaşık bir dizi iç ve elbette bölgesel sorunla" karşı karşıya olduğunu belirterek, özellikle güvenlik sorunlarıyla ilgilenen kurumların güçlendirilmesinin önemini vurguladı.
Terörizmin devam eden bir tehdit olduğunu söyleyen Bakan, "İngiltere bu konuda Suriye'nin dostu olacaktır." ifadelerini kullanarak terörle mücadele ve istikrar alanında işbirliğinin devam edeceğini belirtti.
Umran Araştırma Merkezi Müdürü Ammar Kahf da Suriye ile ilgili yanlış algılar olduğunu, bunun Suriye'nin geleceğini de etkilediğini söyledi.
Kahf, "Burada dış politikanın, mekanizmalarının çok önemli bir görevi var. Sadece kurumsal olarak, sadece bakanlık olarak değil de diplomatik kurumların, araştırma merkezlerinin, bütün müdürlüklerin çok taraflı iş birlikleri içerisinde olması son derece önemli, elzem."dedi.
Kahf, "Suriye'de diyor ki biz hiç kimseyle bir sorun yaşamak istemiyoruz. Ya da terörizmle ya da farklı kötü şeylerle anılmak istemiyoruz. Biz tabi ki Ürdün'le su anlaşmazlığını giderdik. Farklı sorunlarımızı giderdik. Ve Suriye bütün ülkelere açık. Örneğin Irak'la aramızda yine petrol anlaşmaları var. Yine doğuda yapmış olduğumuz farklı anlaşmalar var. Dolayısıyla buradaki ekstrem yani uç örnekleri bir kenara bırakmak istiyor Suriye. Yani idealist bir şekilde değil de pratik bir şekilde yaklaşıyor. Ben bu dengeyi, ilişki dengesini kurabilmek için ne yapmalıyım diyor artık Suriye. Yani bizlerle olan ya da olmayan, bizi destekleyen ya da desteklemeyen bütün ülke için geçerli." ifadelerini kullandı.