merkez medya - ali özdemir

Bakan Kacır: 2 bin kilometre menzilli yerli ve milli füzelerimizi geliştiriyoruz

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "TAYFUN'u geliştiriyoruz. 2 bin kilometre menzilli yerli ve milli füzelerimizi geliştiriyoruz. Bütün bu projeler devam edecek ta ki hiçbir kendini bilmez aklının ucundan dahi Türk milletinin tek bir ferdine, bu vatanın bir çakıl taşına zarar vermeyi aklının ucundan bile geçiremeyecek" dedi.

07 Mar 2026 - 00:28 YAYINLANMA
Bakan Kacır: 2 bin kilometre menzilli yerli ve milli füzelerimizi geliştiriyoruz

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Şebinkarahisarlılar Yardımlaşma Derneği'nin iftar programında yaptığı konuşmada, bu zor coğrafyada, ateş çemberine dönmüş bu zor coğrafyada, bir huzur ve istikrar adası olarak Türkiye'de Ramazan'ın çok coşkulu, çok güzel idrak edildiğini söyledi.

Dünyada neyin olup bittiğini çok yakından takip ettiklerini vurgulayan Kacır, yaşanan felaketlerin Türk milletinin tek bir ferdine dahi zarar vermemesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde büyük bir dikkatle atılması gereken her adımı atmaya devam ettiklerini bildirdi.

Kacır, dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı, olmayacağı bir dönemin yaşandığına işaret ederek, "Şimdi 80 yıllık bu kabullerin tümünün terk edildiği bir dönemdeyiz. Uluslararası hukuk diye bir şey fiilen maalesef kalmadı. Ne Birleşmiş Milletler'in ne diğer uluslararası teşkilatların yaşananlara tesir etme gücü maalesef yok. Böyle bir dönemde, kuzeyinde 4 yıldır acımasız bir savaşın yaşandığı ve milyondan fazla insanın öldüğü, güneyinde 3 yıla yakın zamandır dünyanın gözü önünde bir soykırımın yaşandığı, doğusunda şimdi acımasız bir savaşın başlatıldığı Türkiye'miz çok güçlü olmak zorunda. Türk milletinin istiklali için, istikbali için çok çalışmak zorundayız. Her şeyden önce bir ve beraber olmak zorundayız, tıpkı tarih boyunca olduğu gibi, tıpkı İstiklal Savaşımızda olduğu gibi." diye konuştu.

"23 yıllık dönemde savunma sanayinde yerli ürünlerimizin payı yüzde 20'lerden yüzde 80'lere yükseldi"

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, bugünün dünyasında siyasi olarak güçlü olmak için üç eksende kuvvetli olunması gerektiğini ve bunlardan birinin elbette askeri güç olduğunu belirtti.

Kacır, Türkiye'nin yeryüzünün en kuvvetli ordularından birine sahip olduğuna dikkati çekerek, Türkiye'nin özellikle son 23 yılda savunma sanayinde muazzam adımlar attığını bildirdi.

Aslında savunma sanayinin çok daha erken kurulabileceğini, Türkiye'de havacılıkta çok daha erken adımlar atılabileceğini anlatan Kacır, bu alanda atılan adımların hep akamete uğratıldığını aktardı.

Kacır, Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra Türkiye'nin ambargoya maruz kaldığını anımsatarak, şöyle devam etti:

"O ambargo adeta bir uyanışa vesile olmuş, şimdi Türkiye'nin en büyük şirketi olan, dünyanın en büyük savunma sanayi şirketlerinden biri haline gelen ASELSAN'ı hemen Kıbrıs Barış Harekatı'ndan bir yıl sonra kurmuştuk. O yıllarda ASELSAN'ın en önemli projesi askerimize haberleşme telsizleri üretebilmekti. Şimdi ASELSAN o telsizleri dijitalleştirdi, kriptolu, şifreli haberleşen telsizler geliştirdi. Yetmedi, yerin altındaki denizaltımızdan milli haberleşme uydumuz Türksat 6A'ya kadar şifreli veri bağlantıları sağlayabilen haberleşme sistemleri geliştirebilen, üretebilen bir şirket haline geldi. 11 binden fazla mühendisimiz çalışıyor şimdi ASELSAN bünyesinde. Savunma sanayinde 2000'li yılların başına geldiğimizde ASELSAN'ımız, TUSAŞ'ımız, ROKETSAN'ımız vardı ama hakikati ifade etmek gerekirse o günkü yapılan işlerin ölçeği bugünkü başarıların yanında çok mütevazi seviyedeydi.

Bütün savunma sanayi şirketlerimiz yaklaşık 1 milyar dolarlık bir iş hacmine sahiptiler ve biz halen kritik ihtiyaçlarımızın çok büyük bir bölümünü, savunma sanayi ihtiyaçlarımızın yüzde 80'ini ithal sistemlerle karşılamak zorundaydık. Bütün savunma ve havacılık ihracatımız ancak 240 milyon dolardı. İşte 2000'li yılların başından itibaren Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanlığı döneminden itibaren savunma sanayinde yerlileşme, millileşme hamlelerine öncelik verdi. 2004'te riyaset ettiği bir Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısında 100 milyar dolarlık ithal sistemlere yönelik alım planının üstünü çizdi, 'Türkiye bu sistemleri yerli ve milli olarak geliştirmezse biz terörle mücadelede başarılı olamayız' dedi ve bütün bu sistemlerin yerli milli geliştirilmesine yönelik projeleri başlattı ve hamdolsun 23 yıllık dönemde savunma sanayinde yerli ürünlerimizin payı yüzde 20'lerden yüzde 80'lere yükseldi."

"Balistik füzelerimizi geliştiriyoruz, TAYFUN'u geliştiriyoruz"

Bakan Kacır, Türkiye'nin deniz platformlarında, kara araçlarında, hava araçlarında, uydu uzay sistemlerinde yerli ve milli ürünlerle kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen bir ülke olduğunun altını çizdi.

Kacır, Türkiye'nin jet motorlu insansız hava aracı üretebilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduğunu belirterek, "Hava-hava füzeleri üretebilen, yani bir uçaktan fırlattığı füzeyle bir başka uçağı avlayabilen dünyadaki 7 ülkeden biriyiz ama jet motorlu insansız hava araçlarıyla yerli ve milli hava-hava füzelerini kullanabilen dünyadaki tek ülkeyiz. Kendi geliştirdiği, kendi ürettiği TCG Anadolu'ya kendi insansız hava aracı Bayraktar TB3'ün iniş kalkışını yapay zeka destekli, otomatik olarak, otonom olarak yapabilen dünyadaki tek ülkeyiz." şeklinde konuştu.

Bütün bu kabiliyetlerin Türk milletinin bu zor coğrafyada kendi ayaklarının üzerinde kalması için atılan stratejik adımların neticesi olduğunu kaydeden Kacır, çok daha fazlasını yapacaklarını dile getirdi.

Kacır, Türk gençliğiyle, TEKNOFEST kuşağıyla daha fazlasını yapacaklarını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

"İnşallah katmanlı hava savunma sistemi Çelik Kubbe ile Türkiye'nin semalarını muhafaza altına alacağız. Bunun teslimatları başladı. ASELSAN tarafından geliştirilen sistemler, ROKETSAN tarafından, TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen füze sistemleri, bütün bunlarla KORKUT'la, HİSAR'la, SİPER'le hamdolsun yerli ve milli hava savunma sistemlerimiz gökyüzünü, semalarımızı korumaya başladı. Bu proje önümüzdeki dönem boyunca devam edecek. Füzelerimizin hızını yükselteceğiz, menzillerini uzatacağız. Kendi seyir füzelerimizi geliştiriyoruz, üretiyoruz. Genç kardeşlerim bilir, Çakır'ı geliştiriyoruz, ATMACA'yı geliştiriyoruz, SOM'u geliştiriyoruz, seri olarak üretiyoruz. Balistik füzelerimizi geliştiriyoruz, TAYFUN'u geliştiriyoruz. 2 bin kilometre menzilli yerli ve milli füzelerimizi geliştiriyoruz. Bütün bu projeler devam edecek, ta ki hiçbir kendini bilmez aklının ucundan dahi Türk milletinin tek bir ferdine, bu vatanın bir çakıl taşına zarar vermeyi aklının ucundan bile geçiremeyecek. Bu caydırıcılık seviyesine Allah'ın izniyle adım adım geliyoruz."

"Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlıktan söz edilemez"

Kacır, bugünün dünyasında kuvvetli olmanın bir başka bileşeni, askeri gücün yanında ekonomik gücün olduğuna işaret ederek, ekonomik bağımsızlık olmaksızın siyasi bağımsızlıktan söz edilemeyeceğini söyledi.

Teknolojik bağımsızlık olmaksızın da ekonomik bağımsızlıktan söz edilemeyeceğini aktaran Kacır, "Hamdolsun Türkiye bugün bölgesinin en önemli üretim gücü haline gelmiştir. Çin'den sonra Avrupa ortasına kadar uzanan bütün bu geniş kuşakta, iki önemli parametreyi dikkate alırsanız, bir ülkenin üretebildiği rekabetçi şekilde üretebildiği ve ihraç edebildiği ürün çeşitliliğini ve ihracat yapabildiği pazar çeşitliliğini dikkate alırsanız, Çin'den sonra Türkiye bütün bu geniş coğrafyanın en önemli üretim gücü haline gelmiştir. Türkiye bugün ticari araç üretiminde, güneş paneli üretiminde, demir çelik üretiminde ve beyaz eşya üretiminde Avrupa'da 1 numaradır. Pek çok alanda Avrupa'nın en önemli üretim gücüdür ve bütün bu üretim kabiliyetlerimiz araştırma, geliştirme, inovasyon alanında attığımız adımlarla yıldan yıla daha katma değerli hale gelmektedir." açıklamasında bulundu.

Kacır, Türk sanayinin ürettiği katma değerin 2000'li yılların başından bu yana 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükseldiği bilgisini paylaşarak, bu sayede Türkiye'nin ihracatının 36 milyar dolardan 273 milyar dolara eriştiğini ve ihracatta yıldan yıla teknoloji seviyesi yüksek ürünlerin ve sektörlerin payının arttığını belirtti.

Bütün bunların Türkiye'nin kalkınmasına güç katan iş insanlarının başarısı olduğunu kaydeden Kacır, "Biz her daim en önemli ödevimizin Türk müteşebbisinin önünü açmak olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla Türkiye'nin dört bir yanında organize sanayi bölgeleri kuruyoruz, endüstri bölgeleri inşa ediyoruz. Adeta bir toplumsal seferberlik inancıyla Anadolu'nun dört bir yanını ayağa kaldırmak için gayret ediyoruz. 23 yıl önce Türkiye'nin organize sanayi bölgelerinde (OSB) 11 bin tesis üretim yapıyordu, bugün Türkiye'nin OSB'lerinde 60 binden fazla fabrika çalışıyor. 23 yıl önce OSB'lerde 415 bin kardeşimiz istihdam ediliyordu, bugün Türkiye'nin OSB'lerinde 2 milyon 700 bin kardeşimiz çalışıyor." şeklinde konuştu.

Kacır, Türkiye'nin dört bir yanına teknoparklar kurduklarına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"23 yıl önce iki teknopark vardı bu ülkede. 56 firma bu teknoparklarda araştırma geliştirme yapıyordu. Bütün Türkiye'nin yıllık AR-GE faaliyeti 1,2 milyar dolardı ve bütün Türkiye'de bir yılda yapılan patent başvurusu sadece 414'tü. Şimdi 104 teknoparkımızda 12 bin 500'den fazla şirket çalışıyor. Türkiye'nin AR-GE harcamaları 20 milyar doları aştı ve bir yılda yapılan patent başvurusu 10 binin üzerine yükseldi. AR-GE insan kaynağımız 29 binden 311 bine çıktı. Bütün bunlar adeta bir milletin, tarihinin en şerefli milleti Türk milletinin inkişafıdır, ayağa kalkışıdır. Hamdolsun bütün bunlar sayesinde Türk ekonomisinin büyüklüğü 1 trilyon 600 milyar dolara geldi. Türkiye'de kişi başına gelir 18 bin doları yakaladı ve Türkiye artık ekonomik olarak kendi ayaklarının üzerinde duran, bölgesinin ve dünyanın e önemli üretim güçlerinden biri olan bir ülke haline geldi."

"Teknolojide ilerlemeksizin küresel rekabette öne geçmemiz mümkün değil"

Bakan Mehmet Fatih Kacır, bugünün dünyasında siyasi güç için askeri, ekonomik gücün yanında bir de diplomatik gücün gerekli olduğuna işaret ederek, Türkiye'nin bugün dünyada en fazla yurt dışı misyona sahip üçüncü ülke haline geldiğini ifade etti.

Bütün dünyanın Türkiye'yi hasretle beklediğini belirten Kacır, "Asya'dan Afrika'ya, Avrupa'dan Güney Amerika'ya dünyanın dört bir yanında umut ışığının bu topraklardan yükselmesini bekleyen mazlumlar var, mahzunlar var, masumlar var ve biz onlara elimizi uzatmaya devam edeceğiz." açıklamasını yaptı.

Kacır, Türk milletinin sadece kendi istikbali için yaşayan bir millet olmadığını, insanlığı yeniden adaletle, merhametle buluşturma iddiasına sahip bir millet olduğunu aktararak, "Bizler Milli Teknoloji Hamlesi için çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz, görüyoruz ki teknolojide ilerlemeksizin küresel rekabette öne geçmemiz mümkün değil." dedi.

"İnsanlığın gideceği istikameti asıl belirleyen şey insanlık değerleridir"

Aslında dünyanın daha fazla teknolojiye muhtaç olmadığını, dünyanın adalete ve merhamete hasret olduğunu kaydeden Bakan Kacır, dolayısıyla teknolojinin insanlığın gelişiminin ana unsuru olmadığına dikkati çekti.

Kacır, teknolojinin yürüdükleri yolda kendilerinin hızını tayin ettiğini ifade ederek, "Bu yolda daha hızlı gitmemizi teknoloji sayesinde sağlıyoruz ama insanlığın gideceği istikameti asıl belirleyen şey insanlık değerleridir, İslam ahlakıdır. Bunu mutlaka şiar edinmenizi istirham ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Milli ve manevi değerlere sahip çıkıldığı ölçüde kuvvetli olunduğunu belirten Kacır, şunları kaydetti:

"Dolayısıyla sizlerden de muhakkak mesleki yaşamınızda başarıdan başarıya koşarken sahip olduğumuz insanlık değerlerini asla terk etmemenizi, kabul ederseniz bir ağabeyiniz olarak istirham ediyorum. Biliyorum, inanıyorum ki sizlerin arasından çok başarılı insanlar yetişecek. Siyasetçiler yetişecek, iş insanları yetişecek, akademisyenler, hocalarımız yetişecek, hekimlerimiz yetişecek, kültür, sanat, edebiyat insanları yetişecek ve Şebinkarahisar'ımızın sizler gururu olacaksınız. Bizlerin yaptıklarından çok daha büyük işlere Allah'ın izniyle sizler imza atacaksınız."

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: