Başkan Çiftçi: Hayvancılıkta ithalata değil, üreticiye destek verilmeli
Şanlıurfa Canlı Hayvan Pazarı Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Çiftçi, Kurban Bayramı öncesi kurbanlık fiyatlarındaki yükselişin temel nedeninin yem maliyetleri, üretim giderleri ve hayvan varlığındaki yetersiz artış olduğunu belirterek, Türkiye’de kurbanlık sıkıntısı yaşanmadığını ancak fiyatların düşmesinin de mümkün görünmediğini söyledi.
Küçükbaş hayvancılıkta Türkiye’nin önemli merkezlerinden biri olan Şanlıurfa’da üreticiler, son yıllarda artan maliyetler ve yem fiyatları nedeniyle zor günler geçiriyor. Sektörde yaşanan sorunların kurbanlık fiyatlarına da doğrudan yansıdığı belirtiliyor.
Hayvancılık sektöründe ithalata dayalı politikaların uzun vadede üreticiyi olumsuz etkilediğini belirten İzzet Çiftçi, özellikle küçükbaş yetiştiricilerinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak sürdürülebilir üretim için kalıcı adımlar çağrısında bulundu.
Kurban Bayramı öncesi değerlendirmelerde bulunan Çiftçi, kurbanlık hayvan konusunda herhangi bir sıkıntı bulunmadığını ancak artan yem fiyatları, üretim maliyetleri ve hayvancılığın giderek azalması nedeniyle fiyatların yükselmeye devam ettiğini söyledi.
“Şanlıurfa küçükbaş hayvancılık sektöründe Türkiye'de 3. Sırada”
Büyükbaş hayvancılığa nazaran küçükbaş hayvancılıkta Şanlıurfa’nın ihracat konusunda iyi durumda olduğunu belirten Çiftçi, “Geçen Kurban Bayramı'nda kilo bazında yüzde 50 bir artış var. Bazı hayvancılık gruplarında da yüzde 35 bandında yükselme oldu. Ev fiyatlarında da öyle. Tabii ki ülkemizdeki son yıllarda yükselen ev fiyatları ile ilgili hayvan varlığının azalmasıyla beraber hayvancılığın giderek insanlarımız tarafından terk edilmesi sonucunda hayvan fiyatları yükselmekte. Özellikle Şanlıurfa bölgemiz, Türkiye'nin küçükbaş hayvancılık sektöründe Türkiye'de 3. sırada. Büyükbaşta çok gerideyiz, yok denecek kadar az Urfa'da. Ama bizim Şanlıurfa olarak yıllık bir, bir buçuk milyon kuzu ihracatımız var. Yani Batı illerine, zaten Orta Doğu’ya bu sene ihracat kapısı açılmadığı için malumunuzdur, yükselen ev fiyatları ile beraber ihracat kapısı da kapandı. Yani kurbanlık olarak Türkiye'de bir sıkıntı yok şu anda ama fiyatlar yükselmiş durumda. Tabii ki geçen sene küçükbaşlarda, özellikle büyükbaşlarda geçen sene aldığımız 20 bin liralık tokluyu, kuzuyu diyelim, kurbanlıklar bu sene 30-35 bin civarında. Büyükbaşta hisse fiyatları da 25-26 bin civarlarında seyrederken bu sene 45-50 bin civarında seyretmekte. Yükselen fiyatlar tabii ki tüketicimizi etkiliyor. Maalesef her yıl gittikçe fiyatları yükseliyor. Dünya ortalamasında da zaten et olarak çok yüksek seyrediyor bizim fiyatlar. İthalat bağımlısı hâline geldik aslında bu hayvancılık sektöründe. Eğer ithalat olmasa eminim fiyatlar zaten daha çok yükselecekti ama son yıllarda devletin verdiği teşviklerle canlanacağını düşünüyoruz. Bütünüyle devletin desteklemesi lazım.” ifadelerine yer verdi.
“Hayvan fiyatlarının düşmesi söz konusu değil”
Kurbanlık taleplerinin karşılanabildiğini ama aynı şekilde durumun devam etmeyebileceğini söyleyen Çiftçi, “Küçükbaş hayvan varlığımız, artan nüfusla beraber aynı oranda artmıyor. Yani 10 yıl, 20 yıl öncesinde 30-40 milyon iken hâlâ 30-40 milyon. Nüfus gittikçe büyüyünce hayvan varlığı da yükselmiyor. Onun için kurban fiyatlarında arzla ilgili bir sıkıntı yok ama bu sıkıntılar da devam edecek gibi görünüyor. Şimdi kesilen hayvanları yerine koymak için insanları teşvik etmemiz lazım. Çiftçiyi, besiciyi, üreticiyi... Şu anda son 3 yıldır kuraklıklardan dolayı ve yem fiyatlarından dolayı çok sıkıntılar yaşadı, zarar etti. Bu sene Türkiye genelinde güzel bir yağış oldu. Mevsimsel olarak çok güzel bir sonbahar ve kış, ilkbaharla beraber çok güzel geçti ülkemizde. Meralarda bir canlanma oldu. Son 3 yıldır meralarda yayılım olacak hayvanların otlanamaması sebebiyle çoğu insan hayvanlarını kesime gönderdi. Bu nedenle hayvan talebi ile ilgili sıkıntımız yok. İnsanlara desek de bitecektir, şudur budur, böyle bir şey yok. Yeterince kurban edilecek hayvan var Türkiye'de ama fiyatların düşmesi söz konusu değil. Çünkü sürekli talep var. Talebe de hayvan varlığının yetişmesi lazım.” şeklinde konuştu.
“Küçükbaş yetiştiricilerinin desteklenmesi lazım”
Yem fiyatlarının yüksek olmasının yetiştiricileri zor duruma düşürdüğünü devletin daha çok yetiştiricilere destek sağlaması gerektiğini dile getiren Çiftçi, “Nakliye kısmı bizi fazla etkilemiyor hayvancılık sektöründe. Nakliye fiyatları kurban bazında sadece yılda bir defa oluyor ama Suruç’ta nakliye fiyatları, bu artan gerilimler, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan savaştan dolayı petrol fiyatları yükseldi. Tabii ki bu nakliyat konusunda bizi de etkiliyor ama bizi en çok etkileyen etkenlerden birisi yem fiyatları. Şu anda yem fiyatları yüksek seviyede, besicilerimiz kâr etmiyor. Şimdi bir sektörden kâr etmediği zaman ne yapacaklar? O sektörü bırakmak zorunda kalacaklar. Devletin destekleriyle ayakta duran insanlar var ama yeterli değil. Bizim buradaki en büyük sıkıntımız küçükbaş hayvancılıkta. Ekonomik şartlarda bizim coğrafi olarak şartlarımızı küçükbaş hayvan varlığına endeksli aslında. Yani hayvan varlığının devamı yönünde küçükbaş yetiştiricilerinin desteklenmesi lazım ama biz ülke olarak ne yapıyoruz? İthal hayvanları besiye koyuyoruz. Bu sürdürülebilir bir politika değil. Şimdiki fiyatlarda her yıl yüzde 30, yüzde 40 artış olduğu zaman şu andaki dar gelirli insanlarımız et yiyememekte. Şu anda bazı yerlerde de etin kilosu bin TL’yi aştı. Yani bugün bir ailenin et ihtiyacının bu durumda karşılanması dar gelirli için mümkün değil. Özellikle lokanta sektörü olsun, fiyatlar yükseliyor. İnsanlar artık eskisi gibi ailesiyle beraber bir lokantaya gidemiyor şu anda et fiyatlarının yükselişinden dolayı. Tabii ki bizi ilgilendiren konu hepimizi ilgilendiriyor. Hayvancılık sektörü dediğimiz zaman bütün Türkiye’yi ilgilendiren bir konu. Devletimizin buradaki desteklemelerinin artırılmasını, özellikle küçükbaş hayvancılıkta daha da projeler geliştirilmesi lazım. Şimdiki fiyatlarımız da bizim besicilerimizin elinde değil. Evet, doğrudur, ne kadar fiyat yükselirse besicimiz için kârdır ama bizim için kâr önemli değil, kalıcı bir kâr önemli. Bu yıl benim üreticim kâr ederse ama önümüzdeki yılda sürekli besicilik son iki üç dönemde de zarar edecek. Zaten o hayvan sattığınız, kesime gönderdiğiniz hayvanların, kurban satışlarının yerini doldurulması lazım. Yeri doldurulmadığı zaman sıkıntı yaşıyor zaten ülkemiz hayvancılık konusunda.” ifadelerini kullandı.
“Şu anda bir çiftlik kurma maliyeti 20 milyon”
Devletin verdiği desteklere genelde ihtiyacı olmayan zengin olan insanların başvurduğunu ve aldığına dikkat çeken Çiftçi, “Hayvancılık sektöründe bazı alanlarda desteklemeler var. Mesela işletme kredi desteği var, hibe destekleri var ama bu sürdürülebilir değil. Besicilikte bir destekleme söz konusu değil şu anda. Sadece damızlık hayvanlarda bir destekleme söz konusu ama besicilik konusunda bir destekleme görünmüyor şu anda. Hiçbir destekleme yok. Yani besicilere, besicilik yapan insanlarımızın yem fiyatlarını karşılayabilmesi için desteklenmesi lazım. Yani orada şu anda besicilik noktasında bir destekleme görünmüyor. Diğer konularda da 5-6 kalem destekleme var, damızlıkta olsun, kesimde olsun, yem konusunda bazı noktalarda desteklemeler var ama bu sürdürülebilir değil. Asıl kırsala yayarak besicilik yapan üreticilerimizi desteklememiz lazım. Çekirdek ailelerin desteklenmesi lazım. Bugün ülkedeki desteklemeler, hibeler ağır şartlarda yürüyor. Bugün devlet ne diyor? ‘Ben size bir çiftlik yapayım, yüzde 71 hibe desteği sağlayayım.’ Yani bir ağılın yapılması, bir çiftliğin yapılması, bir mezbahanın yapılmasında et ve et ürünleri ile ilgili projelerde şu anda devlet yüzde 70 hibe veriyor yapım konusunda. Ama bu yapım konularındaki hibelerden dar gelirli, köyde hayvancılık yapan gariban kişilerin o kadar parası yok ki öyle bir yatırıma yönelebilsin. Şu anda bir çiftlik kurma maliyeti 20 milyon. Bir çekirdek aile, yani besicilik yapan bir aile, köydeki olsun şehirdeki olsun üreticilerimiz zaten bu kadar parası olmadığı için bundan faydalanamıyor. Buradaki asıl hibelerden faydalanan insanlar, mesleği olmayan, hayvancılık yapan insanlar faydalanıyor. Parası olan, zengin olan yapıyor ama bu sürdürülebilir değil. Kendi mesleği olmayan bir insanın sırf devlet teşviğinden yararlanarak bir üretim yapması sürdürülemiyor. Bu yıl yaparsa bu insan yarın bırakır çünkü mesleği olmadığı için asıl bu mesleği yapan doğu bölgemizdeki insanların bu desteklemeden faydalanması lazım.” dedi.
“Hayvancılık yapan insanlarımız azalmakta”
Hayvancılık yapan yetiştiricilerin azaldığını mesleğin özel bir meslek olduğunu söyleyen Çiftçi, “İnsanlarımız kurban bulma konusunda müsterih olsun. Bir sıkıntı yok ama fiyatlar hususunda elimizde olmayan sebeplerden dolayı, şartlardan dolayı, maddi maliyetlerden dolayı üreticimizin hemen hemen başa baş çıktığını diyebiliriz. Ama 6-7 aylık bir emeğin sonucunda Kurban Bayramı yaklaşırken hayvanların kurbanlığa satılması emeğine de saygı duyulması lazım. Çünkü onlar da kendi ailelerine bakıyor bu mesleği icra ettiği için. Ülkemizde gerçekten hayvancılık yapan insanlarımız azalmakta. Biz istiyoruz ki aslında bu mesleğin Peygamber mesleği olduğunu, herkesin yapması gerektiğini düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.