Girne'deki gemi faciasında yeni detaylar: Can yeleği giymek yeterli değil

Girne’den Mersin’in Taşucu’na Limanı’na gitmek üzere hareket eden ve içinde mürettebat dahil 267 kişinin bulunduğu katamaran tipi yolcu gemisinin alabora olup, 8 kişinin hayatını kaybettiği, 20 kişinin de kayıp olarak arandığı olayla ilgili soruşturma sürerken, Bursa Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erinç Dobrucalı, kazaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geminin, kaza anında hemen batacak tarzda olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Dobrucalı, “Gemi, bizim bildiğimiz deplasman tipi bir gemi değil. Böyle kayıcı tip dediğimiz, fiberden yapılan, high-speed craft sınıfına giren, yüksek süratli bir fiber gemi. Sadece bu gemi için değil, tüm gemilerde hasarlı ve hasarsız ‘stabilite’ kuralları dediğimiz kurallar oluyor. Yani geminin bir hasar alması durumunda hemen batmaması için gemiyi belli bölümlere, su geçirmez bölümlere ayırıyoruz. Dolayısıyla bir kaza anında gemi, kendi sephiyesini idame ettirip suyun üstünde personelin gemiyi terk edebileceği kadar süre batmamasını sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Geminin 20 ila 25 yaşında olduğu bilgisi var. Geminin yeni veya eski olması önemli değil, bir kaza anında hemen böyle batabilecek tarzda gemiler değil” ifadelerini kullandı.

01 Eyl 2026 - 11:10 YAYINLANMA
Girne'deki gemi faciasında yeni detaylar: Can yeleği giymek yeterli değil

‘GEMİYİ TERK POZİSYONUNA GETİRMEMİZ GEREKİYOR’

Olası kaza anında yapılması gerekenleri anlatan Prof. Dr. Dobrucalı, şunları söyledi:

“Her gemide olduğu gibi bu gemide de yolcu kapasitesi kadar can yelekleri ve can salları oluyor. Dolayısıyla böyle bir durumda gemi kaptanı ve mürettebatın önderliğinde gemiyi terk pozisyonuna getirmemiz gerekiyor. Yani bu ne demek? Bütün yolculara, geminin batması durumunda nasıl hareket edeceğimizi, neler yapmamız gerektiğini mürettebatın anlatması gerekiyor. Burada öncelikle herkesin can yeleklerini giymesi, daha sonra da geminin üzerinde bulunan can sallarının olduğu bölgeye gidip bir an evvel denize atlayarak bu can sallarını patlatıp, can sallarının içinde kendi hayatlarını idame ettirebiliyor olmaları gerekiyor. İlk gelen bilgilere göre, gemi baş taraftan bir dalgayı alıyor. İkinci dalgadan sonra baş tarafta bir patlama sesinin olduğunu duyuyorlar. Bu geminin baş tarafları sivri olduğu için iki dalga tepesini geçerken bir kırılma olmuş olabilir.”

‘KARA KUTUNUN AÇILMASIYLA GERÇEK NEDENİ BELLİ OLACAK’

Geminin Girne Limanı’ndan Liman Başkanlığının onayı ile çıktığını hatırlatan Prof. Dr. Dobrucalı, “Dolayısıyla aslında denize elverişli olarak seyir yapmaya başladığını ama seyir halindeyken kötü hava şartlarından dolayı battığını gözlemliyoruz. Ama tabii ki bu geminin içindeki kara kutunun detaylı olarak açılması, sonrasında da tüm şeylerin ortaya çıkmasıyla birlikte olayın gerçek nedeni belli olacaktır. Bu riskin ne zaman ortaya çıktığı, gemi mürettebatı arasındaki görüşmeler, telsiz görüşmeleri ve bunlara istinaden neler yapıldığı, kara kutunun açılmasından sonra netlik kazanacaktır. Telsiz görüşmeleri, personelin yolcuları ne şekilde yönlendirdiği, gemiyi terk etmek için neler yapılması gerektiğinin nasıl aktarıldığı gibi detayların tamamı incelenecek. Ayrıca geminin asıl batma sebebi, yani bahsedildiği gibi bir patlama olup olmadığı, camların nasıl patladığı ve bunların tam olarak nasıl gerçekleştiği de ortaya çıktığında, geminin neden ve ne şekilde battığı daha net anlaşılacaktır diye düşünüyorum” diye konuştu.

‘TÜM MÜRETTEBATIN EHLİYETİ VAR’

Gemi mürettebatının ‘gemi adamı’ ehliyeti aldığını da ifade eden Prof. Dr. Dobrucalı, şöyle konuştu:

“Bu tip gemilerde çalışan kaptanlar dahil, makineciler de dahil, gemi adamı ehliyeti alınıyor ve bu ehliyetler belli süreler içerisinde yenileniyor. Sağlık raporları ve girilen sınavlarla yenileniyor. Dolayısıyla gemide çalışan mürettebat, yolcu gemisi olsun, ticari gemi olsun fark etmez, bunların hepsinin ehliyetleri var. Bu durum sadece şimdi gemi battı, böyle bir kaza yaşandı diye değil. Yangın gibi bir durumda da neler yapılacağı çok net belli. Dolayısıyla gemi mürettebatı ve kaptan, bu tip olaylara her zaman hazır olmalı. Bir makine stop etti, gemi denizin ortasında kaldı; neler yapmamız lazım? Yolcuları nasıl yönlendirmemiz lazım? Bunlarla ilgili gemilerde roleler oluyor. Gemiyi terk rolesi, yangın rolesi, çatışma anında ya da makine arızası olduğunda, gemi denizin ortasında kaldığında mürettebatın neler yapması ve yolcuları nasıl yönlendirmesi gerektiğiyle ilgili denizcilik eğitimlerinin hepsini alarak, gemide ehliyetli bir şekilde çalışıyorlar. Ehliyeti olmasalar, Liman Başkanlığı’ndan bu gemi Girne’den çıkamaz. Dolayısıyla hepsinin olduğunu düşünüyorum ama tabii incelenmesi gerekir diye düşünüyorum açıkçası.”

‘CAN SALININ AÇILMAMIŞ OLMASI DİKKAT ÇEKİCİ’

Prof. Dr. Dobrucalı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yaşananlara ilişkin bazı görüntülerde yolcularının çoğunda can yeleği olduğu görülüyor. Görüntülerde çoğu kişinin can yeleği giydiği anlaşılıyor ancak bir görüntüde can salının açılmamış olması dikkat çekici. Can yeleği giymek yeterli değil, can sallarının patlatılıp yolcuların yönlendirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla o can sallarının geminin üzerinde olması da dikkat çekici bir husus olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Her yolcunun sığabileceği ebatta can salı vardır. Zaten olmasa gemi seyre çıkamıyor. Dolayısıyla kaç tane olduğunu bilmiyorum açıkçası ama yeterli sayıda olduğundan eminim. Ama bunların, dediğim gibi, gemi batmadan önce, batma riski tespit edilip karar verildikten sonra kaptan ve mürettebat tarafından patlatılarak bütün personelin o can sallarına yönlendirilmesi gerekiyor genelde. Standart prosedürdür.” (DHA)

Kaynak :
milliyet.com.tr

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: