İçişleri Bakanı Çiftçi'den İstanbul'da güvenlik ve suçla mücadele değerlendirmesi
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, İstanbul'da basın kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle bir araya gelerek faili meçhul cinayetlerden siber suçlarla mücadeleye, yeni nesil suç örgütlerinden okul güvenliğine kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, İstanbul'da düzenlenen toplantıda basın mensuplarıyla bir araya gelerek Türkiye'nin güvenlik politikalarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılma oranından siber suçlarla mücadeleye, dijital suç örgütlerinin yapısal değişiminden okul güvenliği tedbirlerine kadar birçok başlıkta bilgi veren Çiftçi, güvenlik anlayışında “önleyici ve teknoloji odaklı yeni bir dönem” vurgusu yaptı.
Kasten öldürme suçlarında her olayın aydınlatılması ve faillerin adalete teslim edilmesinin temel öncelik olduğunu söyleyen Bakan Çiftçi, "Kasten öldürme gibi insan hayatını hedef alan suçlarda temel önceliğimiz her olayın aydınlatılması ve her failin adalete teslim edilmesidir. 2003'ten bugüne, meydana gelen kasten öldürme olaylarının yüzde 97,2'si aydınlatılmıştır. Özellikle faili meçhul dosyalarda son yıllarda son derece ciddi bir düşüş sağlanmıştır. 2023, 2024, 2025 yıllarında ve 2026'nın ilk 3 ay 16 gününde faili meçhul olay kaydı yer almamaktadır. Bu tablo; kriminal kapasitemizin güçlendiğini, olay yeri inceleme kabiliyetimizin geliştiğini ve emniyet jandarma koordinasyonunun daha etkin hale geldiğini göstermektedir. Faili firar dosyalarında da mücadelemiz çok yönlü sürmektedir." dedi.
Çiftçi, "262 şahıs hakkında kırmızı bülten çıkarılmıştır. 94 şahıs için kırmızı bülten görüşü sorulmuştur. Yurt içine saklanan ya da yurt dışına kaçan faillerin yakalanması için ulusal ve uluslararası bütün mekanizmalar işletilmektedir. Gülistan Doku dosyası bu kararlılığın somut örneklerinden biridir. Dosyanın kilit isimlerinden Umut Altaş'ın, Meksika üzerinden ABD'ye kaçak giriş yaptığı tespit edilmiştir. Hakkında kırmızı bülten kararı çıkarılmıştır ve şu an ABD içinde aranmaktadır. Bu da bize şunu göstermektedir: Sınır aşmak, takipten kurtulmak anlamına gelmemektedir. İnsan hayatına kasteden ya da böyle dosyalarda kilit rol oynayan hiçbir isim, nerede olursa olsun takibimizden çıkmaz." diye ekledi.
Yeni nesil suç örgütleri
Bakan Çiftçi, son dönemde ortaya çıkan suç örgütlerinin yapısal değişim gösterdiğini belirterek "Son dönemde ortaya çıkan suç örgütlerinin, çizgi film karakterlerinden esinlenerek kendilerine takma isimler koydukları görülmektedir. Ortaya çıkan bu grupların geçmiş dönem mafya gruplarından farklılıkları bulunmaktadır." ifadelerini kullanarak suç örgütü üyelerinin genel özelliklerini şöyle sıraladı:
"Giyim ve yaşam tarzları değişti, reklam ve gösteriş peşindeler. Eylem tarzları değişti, tek kullanımlık tahmin edilemez kişiler mevcut. Yaş ortalamaları düştü, hızlı zengin olmak ilk hedefleri. Sosyal medya ve interneti yoğun bir şekilde kullanmaları. Suç gelirlerinde dijital platformların kullanılması. Hızlı düşman edinmeleri. Üst yönetim dışında örgüt bağlarının zayıf olması. Merkezlerinin bulunmaması. Etik, ilke, racon, ahlak gibi kurallarının bulunmaması. Aile bağları zayıf, suç geçmişi olan az eğitimli kişilerden oluşması. Yurt dışına kaçma ve yabancı GSM hattı kullanma eğiliminde olmaları."
Okul saldırıları sonrası siber devriyeler
Okul saldırıları sonrası dijital mecralarda suçu öven ve teşvik eden içeriklere karşı geniş çaplı siber operasyonlar başlatıldığı söyleyen Çiftçi, "Okul saldırılarından sonra yalnızca sahadaki güvenlik boyutuna odaklanmadık. Dijital mecralarda suçu öven, saldırganlığı özendiren, korku ve infial oluşturmaya çalışan, toplumu provoke eden içeriklere karşı da hızlı ve çok yönlü bir mücadele başlattık. Çünkü bugün görüyoruz ki suç yalnızca sokakta işlenmiyor; dijital alanda da yayılıyor, övülüyor, meşrulaştırılıyor ve kopyalanabilir hale getiriliyor. Emniyet Genel Müdürlüğümüz Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinasyonunda geniş kapsamlı çalışmalar yürütüldü. 2025 yılında 210 bin 234, 2026 yılı 16 Nisan itibarıyla ise 86 bin 937 hesap yöneticisi veya kullanıcısı tespit edildi." ifadelerine yer verdi.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta gerçekleşen okul saldırılarına yönelik gerçekleştirilen çalışmaları da aktaran Çiftçi, "Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş Onikişubat'taki okul saldırıları sonrasında saldırgan içerikli 481 hesap yöneticisi veya kullanıcısı hakkında işlem süreci başlatıldı. Provokatif içerikli 379 hesap yöneticisi veya kullanıcısı da aynı kapsamda ilgili birimlere bildirildi. Olaylarla bağlantılı 7 bin 496 URL hakkında içerik çıkarılması ve erişim engellenmesi işlemi yapıldı. Toplamda 7 bin 755 URL için içerik çıkarılması veya erişim engellenmesi kararı uygulandı. 'C31K' isimli yapıya ait Telegram üzerinde faaliyet gösteren 259 kanal kapatıldı. Güvenlik Daire Başkanlığımız koordinasyonunda, Kahramanmaraş'taki olayla ilgili provokatif paylaşım yapan 150 sosyal medya hesabı üzerinden ayrıca işlem tesis edildi. Bu kapsamda 5 şahıs tutuklandı, 19 şahıs adli kontrol uygulandı. Diğer şahıslarla ilgili süreçler de adli merciler nezdinde sürdürüldü. Jandarma Genel Komutanlığımızın siber suçlarla mücadele birimleri de ayrı ve güçlü bir çalışma yürüttü. Kamu düzenini olumsuz etkileyen, suçu ve suçluyu öven, dezenformasyon yayan 515 hesap ve şahıs hakkında erişim engeli talebinde bulunuldu. 'Tetikciler 34' isimli Telegram grubunun yöneticisinin de aralarında bulunduğu 58 hesap yöneticisi veya kullanıcısına yönelik işlem yapıldı. Bu kapsamda 14 kullanıcı tutuklandı, diğerlerine ilişkin süreçler devam ediyor." şeklinde konuştu.
Yeni güvenlik paradigması
Güvenlik anlayışının değiştiğini ve artık suç oluşmadan önce önleyici bir modelin uygulandığını söyleyen Çiftçi; yapay zekâ, veri analizi ve dijital takip sistemlerinin güvenlik politikalarının merkezine alındığı ifade etti.
Çiftçi, "Bugün ele aldığımız bütün başlıklar bize aynı şeyi söylemektedir. Suçla ve suçluyla mücadelede yalnızca klasik yöntemlerle yol almak artık bizi tek başına hedefe taşıyamaz. Çünkü suç tipleri, suçlu profilleri ve risk alanları değişmektedir. Dijitalleşme, yapay zekâ, göç hareketliliği, sosyal kırılmalar, aile... Suçun kaynağına inen, riski önceden gören, tehdidi erken aşamada tespit eden ve suçu meydana gelmeden önlemeyi esas alan güçlü bir devlet refleksinden söz ediyoruz. Artık yalnızca suçun ve suçlunun çetelesini tutan bir yerden konuşmuyoruz. Suçu besleyen damarları tespit eden, o damarları kurutan, çocuklarımızı ve gençlerimizi risk alanlarından uzaklaştıran daha geniş bir güvenlik mimarisinden söz ediyoruz. Yapısındaki dönüşüm ve şehir hayatındaki yeni sorun alanları güvenlik anlayışını yeniden kurmayı zorunlu hale getirmektedir. Biz de bütün bu parametreleri dikkate alarak 'yeni bir güvenlik paradigması' ortaya koyuyoruz. Bu paradigma, suç işlendikten sonra devreye giren anlayışın ötesine geçmektedir. Bunu yaparken teknolojiden, yapay zekâdan, veri analizinden ve dijital takip kapasitesinden yararlanıyoruz." ifadelerini kullandı.
"Aynı zamanda akademik ve bilimsel verileri, saha araştırmalarını, stratejik analizleri ve kurumsal hafızayı güvenlik politikalarımızın merkezine alıyoruz."diyerek konuşmasını sürdüren Çiftçi, "Çünkü sağlam veri olmadan doğru politika kurulamaz. Doğru analiz olmadan kalıcı sonuç alınamaz. Bu mücadele yalnızca kamu kurumlarının omzunda taşınabilecek bir mücadele değildir. Aileyle, okulla, üniversiteyle, medya ile, sivil toplumla, yerel yönetimlerle ve toplumun bütün kesimleriyle birlikte hareket etmek zorundayız. Bilhassa çocuklarımızın suça bulaşmadan, şiddetin gölgesine düşmeden ve dijital tehditlerin pençesine kapılmadan daha güvenli ortamlarda büyümesini sağlamak ortak sorumluluğumuzdur. Muhterem Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürüdüğümüz Türkiye Yüzyılı vizyonunun sütunlarından biri Türkiye'nin en önemli huzurudur. Bu huzuru kalıcı hale getirmenin en etkili yollarından biri de suçu meydana gelmeden önlemektir. Bu noktada siz değerli basın mensuplarımız da en kıymetli paydaşlarımızdansınız. Çünkü güvenlik yalnızca sahada yürütülen operasyonlarla güç kazanmaz; doğru iletişimle, toplumsal farkındalıkla ve ortak sorumluluk anlayışıyla da tahkim edilir. Bu toplantıları daha mutad, daha istişareye açık ve daha verimli bir zeminde sürdürmek istiyoruz. Birbirimizin görüşlerini, eleştirilerini ve katkılarını dikkate alarak yol almaya devam edeceğiz. 'Yeni güvenlik paradigmasıyla', suçun peşinden koşan anlayışın ötesine geçiyor; suçu doğmadan önleyen, toplumu koruyan ve çocuklarımıza güvenli yarınlar hazırlayan güçlü bir gelecek inşa ediyoruz." diye belirtti.
7 Basamaklı okul güvenliği önlemi
Okul güvenliği kapsamında 7 basamaklı yeni bir model uygulamaya konulduğunu belirten Çiftçi, risk ve tehdit analizlerinin yenileneceğini, fiziki güvenlik önlemlerinin arttırılacağını belirterek erken uyarı sistemiyle olası risklere hızlı müdahale, toplum sağlığı merkezlerine takip görevi, rehberlik-güvenlik koordinasyonunun sağlanacağını ve bakanlıklarla koordineli çalışacağını kaydetti.
Gülistan Doku cinayeti
Gülistan Doku dosyasının hassasiyetle yürütüldüğü belirtilerek, tüm delillerin yeniden değerlendirildiği açıklayan Çiftçi, "Gülistan Doku'nun kaybolması milletimizin vicdanında derin iz bırakan, son derece hassas bir dosyadır. Bu dosyada temel önceliğimiz, maddi gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkarılması ve kamu vicdanını tatmin edecek sonuca ulaşılmasıdır. Soruşturma Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde titizlikle yürütülmektedir. Dosyadaki tüm deliller yeniden değerlendirilmektedir. Teknik ve fiziki araştırmalar eş zamanlı sürdürülmektedir. Farklı ihtimaller dikkate alınarak dosya çok yönlü biçimde incelenmektedir. Sahadaki icra Jandarma Suç Araştırma Timleri, yani JASAT tarafından yürütülmektedir. JASAT birimlerimiz; faili meçhul olayların aydınlatılması, kayıp şahısların bulunması ve ağır suç faillerinin yakalanmasında uzmanlaşmış yapılardır. Bu dosyada da kamera kayıtları, tanık beyanları ve teknik veriler tekrar tekrar analiz edilmektedir. Bakanlık olarak kamuoyuna yansıyan iddiaları da karşılıksız bırakmadık." diye belirtti.
Soruşturma kapsamında mülkiye ve polis müfettişlerinin görevlendirildiği, sürecin çok yönlü şekilde yürütüldüğü bildiren Çiftçi, şunları aktardı:
"17 Nisan 2026 tarihli onay emriyle, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'e yönelik iddialarla delillerin karartıldığı yönündeki beyanların araştırılması amacıyla 2 Mülkiye Müfettişi görevlendirildi. Aynı tarihli onayla Tuncay Sonel görevden uzaklaştırıldı, 17 Nisan'da gözaltına alındı, 21 Nisan'da ilgili mahkeme tarafından tutuklandı. 20 Nisan 2026 tarihli onay emriyle ayrıca 2 Mülkiye müfettişi ve 2 Polis müfettişi daha görevlendirildi. Böylece hem iddiaların hem de soruşturma sürecinin etkinliğinin tüm yönleriyle incelenmesi sağlandı. Öldürme olayını aydınlatmış, 83 kasten öldürme faili firarisini yakalamış olması bu dosyadaki kapasite ve ciddiyetin de göstergesidir. Bu birikim ve tecrübe Gülistan Doku dosyasında da en ileri düzeyde kullanılmaktadır. Gülistan Doku dosyasında bugün gelinen noktayı yine bir Valimiz, Emniyet Müdürümüz ve Başsavcımız koordineli olarak birlikte açmışlardır. Yani Devletimizin güvenlik ve adalet çarkları işletilmektedir. Bundan sonrası için müfettişlerimiz iştirak ya da ihmal tespit ederse hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmaksızın adalete teslim edilecektir. Hiç kimsenin suç işleme ve suça göz yumma imtiyazı olamaz." ifadelerini kullandı. (İLKHA)